Ocal.Online - AnaSayfa » Konu Dışı » Bozkırda Bir Gün

 
 
 

Bozkırda Bir Gün

Yazar: ocal | Tarih: 24-04-2026, 14:26 | Okunma: 4

0

Güneş daha tam doğmadan çadırın içi hafif bir aydınlığa bürünür. Dışarıda rüzgarın sesi var, ince ama sürekli. Uyanan ilk kişi genelde en yaşlı olandır. Sessizce dışarı çıkar, gökyüzüne bakar. Hava nasıl olacak, rüzgar hangi yönden esiyor, sürü ne tarafa götürülmeli… günün ilk kararları daha kimse konuşmadan verilir.

Biraz sonra ateş yakılır. Duman yukarı doğru ince bir çizgi halinde yükselir. O duman sadece ısınmak için değil, aynı zamanda bir işarettir. “Biz buradayız” der gibi. Kadınlar hızlıdır, alışkındır. Kısa sürede yemek hazırlanır. Erkekler ise atları kontrol eder. Eyerler düzeltilir, kayışlar sıkılır. Atla insan arasında tuhaf bir bağ vardır; konuşmadan anlaşırlar çoğu zaman.

Çocuklar en hareketli olanlardır. Daha günün başında koşturmaya başlarlar. Küçük bir yayla hedefe atış yapmayı denerler, bazen düşerler, bazen gülerler. Ama her düşüş aslında bir öğrenmedir. Çünkü burada büyümek, güçlü olmayı erken öğrenmek demektir.

Öğleye doğru sürü hareket eder. Koyunlar, keçiler, atlar… hepsi bir düzen içinde ilerler. Kimse bağırmaz ama herkes ne yapacağını bilir. Bu düzen yılların alışkanlığıdır. Gökyüzü geniştir, ufuk neredeyse yok gibidir. İnsan kendini küçük hisseder ama bir o kadar da özgür.

Bazen uzaklardan başka bir oba görünür. Dumanı, çadırları, hareketiyle kendini belli eder. Yaklaşılırsa selam verilir. Misafirlik önemlidir. Tanımadığın biri bile olsa aç bırakılmaz. Bir tas yemek, bir parça ekmek paylaşılır. Çünkü bozkırda yalnız kalmanın ne demek olduğu herkes tarafından bilinir.

Akşam olduğunda hava hızla soğur. Güneş batarken gökyüzü kızıl bir renge bürünür. Günün yorgunluğu çöker ama aynı zamanda bir huzur da vardır. Ateş tekrar yakılır. Bu sefer etrafında toplanmak için. Gün içinde yaşananlar konuşulur, bazen eski hikayeler anlatılır. En çok da geçmişten söz edilir; kim olduklarından, nereden geldiklerinden.

Gece ilerledikçe sessizlik artar. Yıldızlar o kadar nettir ki, sanki dokunacakmış gibi hissedilir. Uzakta bir kurt uluyabilir. Ama korku yoktur. Çünkü bu topraklarda her ses tanıdıktır.

Sonunda herkes çadırına çekilir. Ateşin közleri sönmeye başlar. Rüzgar hala esmektedir. Ama artık gün bitmiştir. Yarın yine aynı döngü başlayacaktır. Aynı gökyüzü, aynı rüzgar, aynı hayat… ama her gün biraz daha öğrenerek, biraz daha güçlenerek.

Kategori: Konu Dışı

Yorum Ekle

İsim:
E-Posta:
Güvenlik Kodu: Kodu Güncelle